elbise


elbise
(A.)
[ ﻪﺴﺒﻝا ]
giysiler.

Osmanli Türkçesİ sözlüğü . 2015.

Look at other dictionaries:

  • elbise — is., Ar. elbise Giysi Bayram sabahlarında yeni elbiseler karşısında çocuk heyecanları duyuyorum. S. F. Abasıyanık Birleşik Sözler elbise dolabı resmî elbise dalgıç elbisesi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elbise dolabı — is. İçindeki askılara giysi asılan, genellikle tahtadan yapılan ve özel bölmeleri olan mobilya Bir defasında bunun elbise dolabının karanlık aynasında boğulan gün ışığı olduğunu anlamıştı. P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • resmî elbise — is. 1) Üniforma 2) Bazı bayram, toplantı, yemek vb.nde giyilmek zorunda olunan belli niteliklerdeki giysi, kıyafet, resmî giysi Uşakların hepsi resmî elbiseler giymişler. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • entari — elbise …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • urba — elbise …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • boxtay — elbise bohçası, heybesi III,239 bkz; boxtuy …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • boxtuy — elbise bohçası, heybesi III, 239bkz: boxtay …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • saçu — elbise ve mendil saçağı, II, 219 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ton — elbise I, 19, 37, 41, 45, 48, 118, 129, 152, 181, 204, 213, 228,231, 261, 268, 271, 273, 294, 305, 320,323 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • tonığmak — elbise göndermek, donatmak, I I, 312bkz: tonatmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini